başarı

Yaşadığınız Tüm Hayatın Kaynağı: Standartlar

 

İkinci dünya savaşında keşfedilen sibernetik sistemi hâlâ günümüzde başarıyla kullanılmaktadır.

Sibernetik sistemi füzelerin hedefe kitlenip şaşmadan ilerlemesini ve hatta gerekirse hedefi vurmak için yönünü değiştirmesini sağlar. (Filmlerde, oyunlarda bunu çokça görüyoruz.)

Çağımızın en önemli keşiflerinden birisi, insan beyninde de aynı füzelerdeki gibi bir sibernetik sistemi olduğudur.


Beynimiz bir hedefe kitlendiği zaman, onu standart yaptığı zaman oraya gitmek için her türlü yolu bulur, her türlü problemi çözer.

Neden şu anda yaşadığınız hayatı yaşadığınızı hiç düşündünüz mü?

Neden şu an sahip olduğunuz kilodasınız?

Neden aylık kazancınız belli bir seviyede?

Hayatta elde ettiğiniz tüm sonuçlara bakın neden bu sonuçları yaşıyorsunuz?

Çünkü hayatta herkes standartlarını yaşar.

Standartlarınız kim olduğunuzdur, kendinizi rahat hissettiğiniz, ait hissettiğiniz yerdir, alıştığınız seviyedir, konumdur. Olmak zorunda olduğunuz kişidir.

Yukarıdaki cümleyi tekrar tekrar okuyun gerçekten anlayın.

Hayatınızdaki her alan için (fiziksel, finansal, ilişki, çalışma, başarı vb.) bir standartınız vardır.

Mesela okul sınavlarında sürekli başarılı olan, belli bir standartın altına asla düşmeyen kişileri düşünün. Ya da ne kadar çalışırsa çalışsın sürekli belli bir standartın üstüne çıkamayan kişileri.

Fazla kiloları olan insanları düşünün veya normalden zayıf olanları, kas kütlesi edinmeye çalışanları. Çoğu neden hep eski hallerine geri dönüyor?

Finansal anlamda sürekli çok fazla parası olan insanları düşünün ya da hiçbir zaman bir türlü yeteri kadar sahip olamayanları.

Bu örnekleri daha çok yazabiliriz fakat sizce tüm bunların ana sebebi nedir?

Standartlar insanın tüm hayatını kontrol eder. Farkında olmadan sürekli o konumda dolanıp durursunuz.

Standartlar değişmediği sürece tüm değişimler kısa süreli olur. Çünkü alıştığınız, kendinizi rahat hissettiğiniz asıl konuma geri dönersiniz. Olduğunuz kişi orasıdır.

Standartlar insanın olmak zorunda olduğu kişidir, olmak zorunda olduğu konumdur.

Beyniniz sibernetik mekanizmasıyla “benim standartım burası” “ben buyum” der.

Standartlarınızı belirleyen şey alışkanlıklarınızdır. Sürekli her gün yaptığınız, sürekli düşündüğünüz tüm zihinsel ve fiziksel alışkanlıklarınız standartlarınızı belirler. Alıştığınız yer, hayat o olur.

Standartlar insanı her zaman, gece gündüz kontrol eder.

Bir sabah kalktığınızda bir anda kendinizi 20 kilo daha fazla veya daha az hayal edin. Nasıl hissedersiniz?

Ben bu değilim, benim rahat hissettiğim konum burası değil, standartım bu değil dersiniz değil mi?

Hemen eski konumunuza, eski standartınıza, eski kişiliğinize dönmek için her ne gerekiyorsa yaparsınız. Her anınızı bunu gerçekleştirmek için yaşarsınız. Çünkü sizin için zorunluluktur.

Finansal anlamda düşünün. Bir anda elinizde avucunuzda hiçbir şey kalmadığını hayal edin. Kendinizi rahatsız hissedersiniz değil mi?

Hemen eski konumuma, eski standartıma geri dönmek zorundayım dersiniz. Bir yolunu bulursunuz. Bütün gününüzü, her anınızı bunu düşünerek yaşarsınız. Asla işleri ağırdan almazsınız.

Neden çünkü kendinizi rahat hissettiğiniz yer, standart orasıdır. Olmak zorunda olduğunuz yer orasıdır. Olmak zorunda olduğunuz kişi o’dur.

İnsanlar sürekli bir şeyler ister, umut eder. Şunu yapmalıyım, şunu elde etmeliyim, şunu istiyorum vs. Binlerce hayal, hedef, arzu ve istek.

Fakat çoğu zaman istediklerini gerçekleştirmek için pek yeterli bir çaba sarf etmezler, rahat bölgelerini zorlamazlar, kararlı değillerdir. Rahat davranırlar, bütün güçlerini ortaya koymazlar, her saniye, her dakika bunu düşünmezler.

Bunun neden böyle olduğunu hiç düşündünüz mü?

Evet artık biliyorsunuz. Çünkü standartları arzuladıkları konumda değildir. Onlar için istedikleri şeyler zorunluluk değildir. Oldukları, alıştıkları yer, kişi değildir.

Bu nedenle yeterli çaba sarf etmezler zaten standartlarını yaşıyorlardır, alıştıkları hayatı yaşıyorlardır. Farkında olmasalar da rahatlardır, memnunlardır.

Her konuda rahat bölgeniz neredeyse, kendinizi nereye ait hissediyorsanız, hep alıştığınız yer neresiyse standartınız orasıdır. Kim olduğunuz o dur. Onun etrafında dolanıp durursunuz.

Çoğu insan hayatı boyunca aynı standartı korur ve tüm hayatını aynı standartta harcar. Farkında değildir.

İnsanlar yalnızca dışsal bir etken veya olay olduğunda, standartları zorunlu olarak değiştiğinde harekete geçerler onun dışında rahat bölgelerini zorlamazlar.

Zengin bir ailede doğan birisi o standarta alıştığı için hayatı boyunca gerek yaptığı işlerle, gerek hareketleriyle o standartını korur. Çünkü alıştığı konum orasıdır, onun için olmazsa olmazdır. Her zaman elinde ciddi bir miktar para olmalıdır. Zorunluluktur.

Aynı şekilde fakir bir ailede doğan birisi daha sonradan standartlarını yükseltmediği sürece hayatı boyunca aynı konumda kalır. Onun için her zaman yokluk vardır, maalesef standart o’dur.

Standartlar çoğu zaman aileden, çevreden gelir. Standartlarınızı etkileyen en önemli ve en güçlü faktör çevredir.

İnsan sürekli takıldığı, yaşadığı insanların alışkanlıklarını, standartlarını alır. Onun konumu o olur. Rahat bölgesi orasıdır. Kim olduğu ona göre belirlenir. Onun için farklı bir gerçeklik oluşmaz.

Bu nedenle kimlerle takıldığınız, en çok kimleri dinlediğiniz müthiş bir önem arz etmektedir. Çevrenizi değiştirmeden kolay kolay standartlarınızı değiştiremezsiniz.

Etrafınızdaki insanların standartları sizden fazlaysa, daha iyiyse onların yanında kendinizi bir anda rahatsız, kötü hissedersiniz ve standartınızı yükseltmek istersiniz, hemen onlarla aynı konuma gelmek istersiniz.

Çünkü ortamın standartı bellidir, olmak zorunda olduğunuz yer orasıdır.

Stanadartlarınızı değiştirmek istiyorsanız, istediğiniz şeyler neyse sürekli her gün gözden geçirmeli, bunu elde etmek, bu seviyeye gelmek zorundayım demelisiniz.

Daha da önemlisi rahat bölgenizin dışına doğru, istediğiniz konuma doğru harekete geçmelisiniz. Kendinizi zorlamalısınız.

İşte tam da burası insanların %1’ini diğerlerinden ayıran yer. Çünkü çoğu insan bilinmeyenden, rahat bölgesinin ötesine çıkmaktan korktuğu için harekete geçmiyor.

Tekrardan alıştıkları standarta, yere geri dönüyorlar. Çünkü kendilerini oraya ait hissediyorlar.

İstediğiniz standarta gitmek için iyi hissetmeseniz de, hazır hissetmeseniz de harekete geçmelisiniz. Yalnızca bir kere değil tekrar tekrar ta ki alışkanlık olana kadar, yeni standartınız orası olana kadar.

İnsanlar harekete geçmek için hazır olmayı, mükemmel olmayı, doğru anı beklerler. Motive olmaya çalışırlar. Emin olmaya çalışırlar.

Tüm bunlar korkularını ve o rahatsızlık hislerini gidermek içindir. Bu duygular sizi terk etmez. Asla hazır, mükemmel olamazsınız.

Fakat bilinmeyen sulara doğru ilerlediğinizin kanıtı bu duygulardır. Daha önce gitmediğiniz yere, konuma doğru giderseniz korku hissedersiniz. Maceracı ruh budur. Geliştiğinizi bu gösterir.

Tüm başarılı insanlar, liderler bunları yaşar fakat onlar ilerlemeye devam eder, cesaretlilerdir. Maceracı ruha sahiplerdir. Toplumları yükselten, geliştiren ruh budur.

Sürekli aynı standartta kalmak, hayatınızı hep aynı konumda geçirmek sıkıcıdır. Geriye gitmektir. Tüm zamanınızı, hayatınızı boşa geçirmektir. Rahatlık bu nedenle en büyük düşmanınızdır.

Ancak hayatınızı bir maceraya çevirip sürekli ilerlediğinizde, standartlarınızı yükselttiğinizde mutlu, heyecanlı, özgür hissedersiniz.

Pişmanlık en kötü duygulardan biridir. Sonsuz potansiyeliniz varken, ulaşabileceğiniz onca standart varken ulaşmamaktır, değerli vaktinizi, bir kere yaşayacağınız değerli hayatınızı boşa geçirmektir.

Bu nedenle istediğiniz hedefler, ulaşmak istediğiniz konum neresiyse onu sizin için bir zorunluluk yapın, standart yapın ve o doğrultuda her gün büyük harekete geçin.

İstediklerinizi gerçekleştirmenin, hayatınızı değiştirmenin tek yolu budur. Stanadartlarınızı değiştirmektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir